rulman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rulman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2014 Cumartesi

Rulman ve makine aksamları fuarı "ROLLEXPO" İstanbul’da düzenlenecek

Rulman ve makine aksamlarının yer alacağı yer alacağı ROLLEXPO Fuarı, 20 – 22 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek.
İSTANBUL (AA) - Rulman ve makine aksamlarının yer alacağı yer alacağı ROLLEXPO Fuarı, 20 – 22 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. 
Demos Fuarcılık'tan yapılan açıklamaya göre, fuar, İstanbul Fuar Merkezi Yeşilköy’de 11. salonda, 3 gün boyunca ziyaretçisiyle buluşacak. 

- "Türkiye’de rulman sektörünün ilk ve tek fuarı"

Makine aksamlarının en önemli parçalarını oluşturan rulman, kayış, dişli, segman, kasnak, zincir ve sızdırmazlık elemanları, fuarda hep birlikte sergilenecek. Sektörün önde gelen firmalarının yer alacağı fuar, yaklaşık 200 farklı markanın tanıtılacağı bir platform oluşturacak.
Fuarcılık sektöründe 20. yılını geride bırakan Demos Fuarcılık’ın, spesifik ihtisas fuarları arasındaki Rulman Fuarı ROLLEXPO, katılımcılarını direkt olarak hedef kitlesiyle buluşturacak. Türkiye'de ilk kez düzenlenecek bu organizasyonun, makine sektörü için de oldukça önem arz ettiği belirtiliyor. Sanayicilerin ve üreticilerin yoğun ilgi göstermesi beklenen fuar, 10.30 – 1830 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.


http://www.aa.com.tr/tr/sirket-haberleri/gundem/1429478

13 Aralık 2013 Cuma

Rulman sektörü Rollexpo’da buluşacak

Rulman ve yan sanayisiyle ilgili tüm argümanların yer alacağı ROLLEXPO TURKEY, İstanbul Fuar Merkezinde (İFM) yapılacak.
İSTANBUL (AA) - Rulman ve yan sanayisiyle ilgili tüm argümanların yer alacağı ROLLEXPO TURKEY, İstanbul Fuar Merkezinde (İFM) yapılacak. 
Demos Fuarcılık açıklamasına göre, Demos Fuarcılık tarafından gerçekleştirilen organizasyon, İFM’de 11. salonda 3 gün süreyle 20 - 22 Şubat 2014'te düzenlenecek.
-Sanayinin çarkları burada dönüyor
Makine, motor, güç aktarım sistemlerinin en önemli malzemeleri olan rulman, kayış, dişli, Segman, kasnak, zincir ve sızdırmazlık elemanları, bu fuarda birlikte sergilenecek. Türkiye’nin önde gelen rulman ve teknik hırdavat üreticilerinin yer alacağı fuar, tüm sektörü bir araya getirecek. Organizasyona 70’in üzerinde üretici ve bayi katılacak, binlerce farklı parça sektöre yeni bir ivme kazandıracak.
Katılımcılarını direkt olarak hedef kitlesiyle buluşturacak Rulman Fuarı ROLLEXPO'da sergilenecek ürülerin profili ise şunlardan oluşuyor:
"Rulman, rulman burçları, kayış, segman, linear hareket sistemleri, mekatronik ürünler, zincir, mil, raylı sistemler, teker, keçe, dişli, kasnak."


http://www.aa.com.tr/tr/sirket-haberleri/gundem/1161370

6 Eylül 2013 Cuma

Timken çelik ve rulman birimini ayırma kararı aldı


ABD, Kanton, Ohio merkezli The Timken Company, yönetim kurulunun şirketin çelik birimini, rulman ve enerji aktarım biriminden ayırma kararı aldığını duyurdu. 2013 yılı başında Timken'in en büyük hissedarları California merkezli Relation Investor, Timken hissedarlarına şirketin çelik ve rulman birimlerini ayırma çağrısı yapmıştı.
Yeni plana göre, Timken'in çelik birimi bağımsız bir şirket olarak faaliyet gösterecek.
Şirketin yıllık cirosunun 1,7 milyar $'a ulaşması bekleniyor. Bununla beraber şirketin rulman ve enerji aktarım birimi The Timken Company adı altında faaliyet göstermeye devam edecek. The Timken Company'nin yıllık cirosunun ise 3,4 milyar $'a ulaşması bekleniyor. Ayrılma işlemi hissedarlara vergi olarak yansımayacak. İşlemlerin bir yıl içinde tamamlanması bekleniyor.
Timken başkan ve CEO'su James W. Griffith iki şirketin kendi piyasalarında büyümeye devam edeceğini, yeni stratejinin rekabeti artıracağını açıkladı. Griffith, ayrılma tamamlanana kadar The Timken Company'deki görevini sürdürecek. Şirket, Griffith'in emekliye ayrılmasının ardından yeni Richard H. Kyle'ı getirecek.; Bununla beraber ayrılan çelik biriminin başına ise Ward J. "Tim" Timken, Jr.'ın getirilmesi planlanıyor.


http://www.steelorbis.com.tr/celik-haberleri/guncel-haberler/timken-celik-ve-rulman-birimini-ayirma-karari-aldi-781540.htm

4 Haziran 2013 Salı

Kombassan tavan oldu

Kombassan, Çin ve Hindistan'da yatırım planlı olduğunu açıklaması sonrasında şirket hisseleri tavan oldu.

Dünya Gazetesinden Yıldız Doğruer Yemiş'in haberine göre, Kombassan Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Şahin, Muratlı Karton'un yeni fabrikası ile sektörde kapasite artırımını planlarken, bir yandan Rulman'da Romanya, Macaristan ve Türkiye'den sonra Hindistan'da yeni tesis ve  Çin'de şube çalışmalarına başladıklarını kaydetti.
Bu haber sonrasında Kombassan Holding'in hisseleri yüzde 5 üzerinde yükseldi.
BIST'in yüzde 6 üzerinde düşüşle 80 bin puandan başladığı günde KOMHL hisseleri yüzde 5.37 yükselerek 9.02 TL'ye yükseldi.


http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=122311

22 Nisan 2013 Pazartesi

Sen misin TİS’i soran


ISO 9000 BELGESİYLE ÖVÜNEN ORS’DE İŞÇİYE TAHAMMÜL YOK!
Yaklaşık 2 bin işinin çalıştığı ve üretiminin yüzde 80’ini Avrupa’ya ihraç eden, ISO 9000 belgesine sahip olan ilk rulman üreticisi, Ortadoğu Rulman Sanayi’nin (ORS) Polatlı’da bulunan fabrikasında çalışan işçiler, ücretlerinin yükselip yükselmeyeceğini merak ettikleri için işten atıldı.
Yıllardır ORS’de çalışan 6 işçi, MESS ile devam eden toplu sözleşme sürecini Fabrika Müdürü Feridun Özhan ve Türk Metal İşyeri Temsilcisi Barış Baloğlu’na sorunca  kendilerini kapının önünde buldular. İşçiler, Türk Metal’in istediği yüzde 18’lik zamma karşı şirketin yüzde 4.8 önerdiği söylentilerini Müdür Feridun Özhan ile görüşerek, sürece ilişkin bilgi edinmek istedi. Özhan’ın, “Beş temsilci ile odama gelin görüşelim” cevabı işçileri umutlandırdı. İşçiler, müdürle görüşmelerini şöyle anlatıyor: “Aramızda 10 yıldır ORS’de çalışan arkadaşlar var ama müdürün sesini duyan yok. Tedirgin olarak odasına gittik. Biz, sıkıntılarımızı anlattık, açıklama yapılmadığını süreci merak ettiğimizi söyledik.”
‘OY VERDİYSENİZ BUNLARI ÇEKECEKSİNİZ’
İşçilerin sıkıntılarını dinleyen Müdür Özhan, “Bu hükümete oy verdiyseniz bu sıkıntıları da çekeceksiniz. Benim tuzum kuru” cevabını vermiş. Özhan, işçilere, şirket sahibi Ahmet Arslan’a talepleri ileteceğini ve merak etmemelerini söyleyince işçiler görüşmeden umutla ayrılmış. 16 Nisan sabahı işe gelen işçiler, turnike önünde işten atıldıklarını, gerekçesinin ise “Atölyelerde yasal olmayan eylem yapmak için arkadaşlarını yönlendirme” olduğunu öğrenmişler. Bunun üzerine Türk Metal İşyeri Temsilcisi Barış Baloğlu’na durumu anlatan işçiler, “Personel Müdürü alır da çıkarır da, istediğini yapar. Bizim yapabilecek bir şeyimiz yok” cevabını almış.
Tazminatlarını dahi alamayan işçiler, işten çıkarılmalarının diğer işçilere bir gözdağı olduğu görüşündeler. İşçiler, işten çıkarılma gerekçelerinde “eylem örgütleme” yazıldığı için işsizlik sigortasından da yararlanamıyor.
‘HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ’
İşçiler, sendikaları Türk Metal’in arkalarında durmamasına da tepkililer. “Her kuruşumuz zehir zıkkım olsun. Sendikaya hakkımızı helal etmiyoruz. Onlar attırdı bizi işten. Onlar verdi isimlerimizi patronlara” diyen işçiler, sendika kendilerine sahip çıksa işten atılmayacaklarını söylüyorlar.

DENETİM VARSA ÖNLEM VAR
İşçiler, fabrikada insan yerine konulmadıklarını, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin sadece TSE denetimleri sırasında yapıldığını söylüyor.
Bir işçi yaşadığı iş kazasını şöyle anlatıyor: “Fabrikada tuzu 220 derecede eritip tavaya döküyoruz. Bu tuz tavaya döküldükten sonra donuyor. Bir gün erimiş tuz tavaya dökülürken elime döküldü. Bir anda elimin üzerinde dondu ve ellerim yandı. Elime merhem sürdüler, çalış dediler.” İşçiler çalışma koşullarından mutsuz, geleceğe dair umutsuz.
Fabrikada “Mavi yaka-Beyaz yaka” ayrıcalığı, işçileri huzursuz ediyor. Müdürler, ustabaşları ve işçiler farklı masalarda yemek yerken, servislerde de memurların koltuğuna işçiler oturamıyor. Bir işçi, “Başka yerlerde 16 saat çalışan arkadaşlarım var fakat bizden rahatlar. Biz 8 saat çalışıyoruz, üzerimizdeki baskı nedeniyle bazen çıldıracak gibi oluyoruz” diye özetliyor yaşadıklarını. İşçiler robot gibi yaşadıklarını söylerken, bir işçi de “ORS’de çalışıyoruz diye kız bile vermiyorlar” diyor.
Aldıkları ücretin yetmediğinden yakınan işçiler, patronların kendilerini bankalara köle ettiğini söylüyor. Bir işçi ise üzerlerindeki baskıyı şöyle anlatıyor: “Enseme öyle vurmuşlar ki, yaşam mücadelesinden kafamı kaldıramıyorum. Kaldırdığımda da kendimi kapı önünde buldum.”
İşçiler, tazminatlarını ve gasp edilen haklarını almak için dava açmaya hazırlanıyor.

KAZANILMIŞ HAKLARIMIZI DA KAYBETTİK
10 yıllık işçinin sosyal haklar, ikramiyeler ve çocuk yardımlarıyla birlikte bin 200 Lira aldığı fabrikada, iki yıllık işçiler bin 50 lira maaş alıyor. Sendikanın haklarını savunmadığını düşünen işçiler, kazanılmış olan hakları da kaybediyor. Daha önce 15 dakika çay molası yapan işçiler artık molaya çıkamıyor, telefon hakkını kullanamıyor.
Bazı bölümlerinde havalandırmanın dahi olmadığı fabrikada, yatırım yerine geçmediği için patron tarafından havalandırma taktırılmıyor. İşçiler, havalandırma olmadığı için bir arkadaşlarının ciğerinde leke oluştuğunu ve tedavi gördüğünü söylüyor. Fabrikaya yemekler dışarıdan gelirken, birçok işçi mide ağrısı şikayeti yaşıyor. Polatlı’nın küçük bir yer olduğunu, fabrika patronunun hastanelere dahi baskı yaptığını savunan işçiler, rapor dahi alamadıklarını söylüyor. İşçilerden biri yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor, “Bir gün hastaneye gittim. Çok rahatsızdım, doktordan rapor istedim. Bana ‘ölseniz dahi rapor vermem. Fabrika yönetimi baskı yapıyor. Sonra bizim başımız ağrıyor’ dedi. Ölsek kimsenin umurunda değil.”(Ankara/EVRENSEL)

http://evrensel.net/news.php?id=54811

3 Nisan 2013 Çarşamba

Kardemir'in Temelinin Atılışının 76. Yıl Dönümü


KARDEMİR AŞ Genel Müdürü Fadıl Demirel, Türkiye'de yapılamayan kaliteli yay, rulman ve beton çelikleri üreteceklerini söyledi.

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) A.Ş. Genel Müdürü Fadıl Demirel, Türkiye'de yapılamayan kaliteli yay, rulman ve beton çelikleri üreteceklerini söyledi.
Demirel, KARDEMİR'in temellerinin atılması ve Karabük'ün kuruluşunun 76. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, fabrikanın 1995 yılında özelleştiğinde sadece 600 bin ton civarında üretim yaptığını belirterek, bu rakamın 2 milyon tona ulaştığını söyledi.
Yatırımlara devam ettiklerini ve gelecek yılki üretimlerini 3 milyon tona ulaştıracaklarını ifade eden Demirel, 800 milyon dolarlık bir yatırım yapacaklarını bildirdi.
Demirel, "5 No'lu yüksek fırının" 2014 şubat ayında biteceğini dile getirerek, bu fırının tek başına bir milyon 200 bin ton üretim gerçekleştireceğine dikkati çekti.
Demirel, 3 yıl içinde 3 kat büyümüş bir KARDEMİR'un bulunduğunu anlatarak,
"Şirketimiz, sadece Türkiye'nin değil bölgenin tek başına ray, ağır ve orta profil üreticisi. Kaliteli yuvarlak demir üretiminde 20 ay sonra 700 bin tona ulaşacağız.Türkiye'de yapılamayan kaliteli yay, rulman, beton çeliklerini üreteceğiz. Otomasyona geçen, çağdaş koşulları oluşturan ve genel kurulunu elektronik ortamda yapabilen, dünyanın diğer ucunda da olsa genel kurulunda oy kullandırabilen bir fabrika haline geldik" diye konuştu.
Karabük'e ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağladıklarını vurgulayan Demirel, şirketin geçen yıl 195 milyon lira, bir önceki yıl ise 185 milyon lira kar elde ettiğini belirtti.
-Toplu iş sözleşme görüşmeleri-
İşletmeleri ile Çelik-İş Sendikası arasında bir toplu iş sözleşme süreci yaşadıklarına değinen Demirel, şunları söyledi:
"Bu süreci tamamlayıp açıklamak istemiştik ancak yine son dakikada olmadı. Biz çalışanlarımıza yüzde 48'lere varan maaş zammı, sosyal haklarda ise yüzde 70'lere varan artışlar teklif etmemize rağmen maalesef olmadı. Üzüntülüyüm. Şirketimiz, çalışanlar ve toplumundur. Bizim 73 bini aşan ortağımız var. Bu sorun çözülecektir. KARDEMİR büyüyüp gelişirken çalışanlarını ve çevresini mutlu ederek büyüyecektir. Çalışanlarımız bizim baş tacımızdır, mutluluları hepimizin mutluluğudur."
AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci de Türkiye'nin ilk yıllarında ekonomik bağımsızlık için atılan adımlardan birinin KARDEMİR olduğunu anlattı.
Konuşmaların ardından Atatürk Anıtı'na üzerinde "3 Nisan" yazılı çelenk bırakan protokol üyeleri, öğrenci ve vatandaşların katılımıyla PTT önüne kadar yürüdü.
Kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, bir alışveriş merkezinde,
"Osmanlı Arşivlerinde Karabük İsmi" kitabının tanıtımı, çeşitli fotoğraf ve resim sergilerinin açılışı gerçekleştirildi.
Bu arada, törene katılması beklenen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, Ankara'daki programı nedeniyle gelmediği bildirildi. - Karabük 

http://www.haberler.com/kardemir-in-temelinin-atilisinin-76-yil-donumu-4490959-haberi/

18 Mart 2013 Pazartesi

İtfaiye aracında 470 bin adet kaçak rulman çıktı

          Edirne İpsala Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan bir itfaiye aracında yapılan aramada 1 milyon 512 bin TL değerinde kaçak rulman (bilye) ele geçirildi.

        EDİRNE (CİHAN)- Edirne İpsala Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan bir itfaiye aracında yapılan aramada 1 milyon 512 bin TL değerinde kaçak rulman (bilye) ele geçirildi.
Bir belediyeye hibe edildiği öğrenilen itfaiye aracı geçtiğimiz perşembe günü, Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü'ne bağlı İpsala Gümrüğü'ne girdi. Türk uyruklu M.S'nin kullandığı ve yanında M.G'nin ise yolcu olarak bulunduğu yabancı plakalı araç, şüphe üzerine Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlileri tarafından durduruldu. Risk analizleri kapsamında x-ray cihazına sevk edilen araçta şüpheli yoğunluk tespit edildi.
Bunun üzerine aramalarını detaylandıran görevliler araçta 1 milyon 512 bin TL değerinde, 235 koli içerisinde 470 bin adet rulman, 25 adet araç turbosu ve 1 adet scooter ele geçirildi.
Olayla ilgili olarak gözaltına alınan M.S ve M.G, gümrükteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkemeye sevk edildi.
CİHAN



http://www.stargundem.com/ajanslar/itfaiye-aracinda-470-bin-adet-kacak-rulman-cikti-237052.html

25 Şubat 2013 Pazartesi

Rüzgar yerli türbini döndürecek


Yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması çabasına katılan OSTİM'li girişimciler, geliştirdikleri 500 KW'lık rüzgar türbininde mutlu sona yaklaştı. Milli Rüzgar Enerji Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi (MİLRES) Projesi kapsamında üretilecek türbin bu yılın sonunda elektrik üretmeye başlayacak.
Petrol ve doğalgaz kaynaklarının hızlı bir şekilde tükenmesi, alternatif enerji kaynaklarını gündeme taşırken alternatif enerji kaynaklarının başında rüzgar enerjisi geliyor.

OSTİM Teknoloji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Sedat Çelikdoğan, AA Muhabirine yaptığı açıklamada yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye'de oldukça iyi durumda olduğunu belirterek rüzgar gücünden faydalanmak adına MİLRES Projesi'ni geliştirdiklerini söyledi.

MİLRES Projesi'ni 500 ve 2500 KW'lık iki türbin olmak üzere hazırladıklarını anlatan Çelikdoğan, TÜBİTAK'ın ilk etapta 500 KW'lık türbinin üretimini desteklediğini bildirdi. Proje tasarımının bitirilerek türbin parçalarının üretilmeye başlandığını dile getiren Çelikdoğan, türbini yüzde 100 yerli üretmeyi planladıklarını ifade etti.

''YENİ BİR YAN SANAYİ OLUŞUYOR''

Yerli türbini tamamlayarak bu yılın sonunda kuracaklarını söyleyen Çelikdoğan, şunları kaydetti:

''Her bir ürün için Türkiye'de sanayimizi kuruyoruz. Bir yan sanayi oluşturuyoruz. Mesela dişli kutusunu ve şaftı üretecek firma belli oldu. Firmaların yerli olmasını tercih ediyoruz. Kanadın tasarımı bitti ve imalata verildi. 2 metre boyunda olan rulman Türkiye'de yok. Sadece onu dışarıdan alacağız. Türbini bu yılın sonunda tamamlayıp İstanbul Terkos'ta kuracağız.''


TÜRKİYE'DEKİ RÜZGAR POTANSİYELİ VE KURULU GÜÇ

Rüzgar Enerjisi Potansiyeli Atlası'na göre, Türkiye'de 48 bin MW düzeyinde teorik rüzgar enerjisi potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyelin 38 bin MW'ı karasal bölgelerde, 10 bin MW'ı da deniz üzerinde yer alıyor.

Santrallerde üretilen elektriğin fazlasını da şebekeye vermek suretiyle satmak mümkün. Mevcut elektrik şebeke altyapısı dikkate alındığında ise elektrik şebekesine bağlanabilir rüzgar enerjisi potansiyeli 10 bin MW olarak hesaplanıyor.

Türkiye'de bugün yaklaşık 2 bin MW'lık kurulu rüzgar santrali bulunuyor. Bu kurulu gücün önümüzdeki 10 yıl içinde 20 bin MW'a kadar çıkması bekleniyor.

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Enerji Raporu 2012'ye göre, Türkiye'de 2006 yılına kadar rüzgardan elektrik üretimi durağan ve düşük seviyelerde iken son beş yılda kurulu güçte büyük artış yaşandı. 2006 yılında 20,1 MW olan kurulu rüzgar santrali, 2011 yılında 1.805 MW'a kadar çıktı.

Türkiye kümülatif rüzgar kurulu gücüYıllar 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011
Kurulu Güç (MW) 8,7 18,9 18,9 18,9 20,1 20,1 20,1 65 207 333 801 1329 1805


DÜNYADA RÜZGAR ENERJİSİ

Dünya rüzgar enerjisi pazarına bakıldığında da kurulu gücün önemli ölçüde arttığı görülüyor. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Enerji Raporu 2012'ye göre, 2011 yılı sonu itibariyle dünyadaki kurulu rüzgar enerjisi gücünün 239 bin MW seviyesine ulaştığı görülüyor.



http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/02/21/ruzgar-yerli-turbini-dondurecek

Balıkesir'de 2. Küçük Sanayi Sitesi Kurulması Çalışmaları


Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi'ne yakın bir alanda Küçük Sanayi Sitesi kurulması yolunda ilk adım atıldı.

Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi'ne yakın bir alanda Küçük Sanayi Sitesi kurulması yolunda ilk adım atıldı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Balıkesir Milletvekili A. Edip Uğur, gazetecilere yaptığı açıklamada, halen Bursa yolunda faaliyet gösteren Küçük Sanayi Sitesi'nin yer seçimindeki yanlışlığa dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Zamanında bir yanlışlık yapılmış. Organize Sanayi ile Küçük Sanayi Sitesi'nin yerleri farklı yerlerde. Halbu ki, bunların yan yana olması gerekir. Küçük Sanayi Sitesi, Osb'deki fabrikaların yardımcısı. Osb'deki sanayicinin bir torna işi oluyor, rulman, kayış isteniyor, Küçük Sanayi Sitesi'ne geliniyor. Balıkesir'in yeni bir küçük sanayi sitesine ihtiyacı daha var. Bunu mutlaka Osb ile irtibatlı yakın olması lazım. Bunu Balıkesir'de gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için de çaba göstereceğiz."
Muhabir: Ramazan Demir
Yayıncı: Zafer Akpınar - BALIKESİR

http://www.haberler.com/balikesir-de-2-kucuk-sanayi-sitesi-kurulmasi-4365440-haberi/

21 Şubat 2013 Perşembe

Japon kökenli global bir şirket NSK BEARİNG

NSK firması ve Türkiye’deki rulman sektörü üzerine bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz NSK’nın Türkiye ve Ortadoğu’dan Sorumlu Genel Müdürü Paul Cranston, “Gelişmiş ekonomisi ve sanayileşmeye devam eden bir ülke olması dolayısıyla Türkiye’de rulmanlara olan talep hergeçen gün daha da artmaktadır” dedi. En olumsuz koşullarda bile, NSK rulmanlarının son derece güvenilir, verimli ve çevre dostu bir performans sunduğunu söyleyen Paul Cranston sorularımızı yanıtladı.


Firmanızın  kuruluşu ve gelişiminden biraz bahseder misiniz?
NSK, rulmanlar ve lineer sistemlerde dünyanın önde gelen üreticilerinden biridir. Başarı öyküsü 1916’daki şirket kuruluşundan başlamaktadır ve ilk Japon rulman üreticisi olmanın gururunu yaşamaktadır. Başlarda yalnızca rulmanlar üzerinde çalışmalarını sürdürürken, 1950 yılında şirket vidalı miller ve lineer kılavuzlar pazarına da girmiştir. 1963 yılında, ilk Avrupa satış ofisini Almanya’nın Düseldorf kentinde kurmuş, 1990 yılında ise İngiltere’nin Newark kentinde, ünlü Avrupalı rulman üreticisi olan UPI grubunu satın alarak, rulman markası olan RHP markasını bünyesine katmıştır. NSK, RHP markası ile yüksek hassasiyetli rulmanlar ve Self-Lube® serisi rulman üniteleri segmentinde dünyada lider konumundadır. NSK Türkiye satış ofisimiz ise 1997 yılında kurulmuş ve kuruluşundan bugüne sürekli büyüyen bir ofis olma özelliğini korumuştur.
Genel olarak, NSK’yı tanımlamak gerekirse; “Yerel tüketicilere birebir ulaşabilen Japon kökenli global bir şirket” diyebiliriz. Japon şirketleri yüksek ölçüde kalite, imalat ve AR-GE gücüne sahiptir, köklerimizin oradan gelmesi bize bu konuda avantaj sağlamaktadır. Bugün, 1 mm’lik rulmanlardan 4 tonluk dev makina rulmanlarına kadar geniş ürün yelpazemiz sayesinde müşterilerimizin her türlü ihtiyacını karşılayabiliyoruz.
Firma olarak şu anda kendinizi sektörün neresinde konumlandırıyorsunuz?
NSK’nın ürün ve çözümlerini en zorlu koşullarda bile, hareketin olduğu hemen heryerde görebilirsiniz. Örneğin, yüksek hassasiyetli makaralı ve bilyalı rulmanlarımız rüzgar türbinlerinde ve takım tezgahlarında hızla dönerken, otomotiv ürünlerimiz büyük otomobil üreticilerinin araçlarında, lineer sistemlerimiz ise üretim hatlarında hiç durmadan çalışmaktadır. Uygulama alanlarına göre daha da detaylandırmak gerekirse, demir-çelik işlemlerindeki çok zorlu çalışma koşullarında, kağıt endüstrisinde olduğu gibi sıcak, soğuk ortamlarda, sıcaklık ve nemin hakim olduğu yiyecek ve içecek endüstri makinalarında, elektrikli süpürgeler, çamaşır makinaları veya küçük ev aletlerinde, hatta tıbbi cihazlardaki minyatür elektrikli motorlarda olmak üzere, kullanılan makinaların ya da cihazların daha sessiz, daha güvenilir ve daha ekonomik olması beklendiğinde, rulmanlarımızın bu ihtiyaçları karşılıyor olması gerekir. Son yıllarda, müşterilerimizin, NSK ile yaptıkları işbirliğinden elde edebilecekleri faydaları genişletmek adına servis ve uygulamalara yönelik çözümler de sunuyoruz.  Kaynaklarımız olan işgücü, fabrika ve teknik merkezlerimizi doğru yerlere kanalize ederek daha hızlı ve profesyonel bir şekilde müşterilerimizin yerel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyoruz.
Ürün gamınızdan biraz bahsedelim isterseniz?
Ürün yelpazemiz arasında bilyalı ve makaralı rulmanlar, rulman üniteleri, lineer kılavuzlar, vidalı miller, tekerlek poyraları ve direksiyon kolonları  bulunmaktadır. Rulman tiplerimiz ise sabit  bilyalı, eğik bilyalı, oynak bilyalı ve makaralı, eksenel bilyalı ve makaralı, silindirik makaralı, konik makaralı ve iğneli rulmanlar olmakla birlikte, müşterilerimize ürün eğitimleri, uygulama mühendisliği, karlılık geliştirme programları, online hizmetler ve teknik araçlar ile ilgili hizmetleri de sunmaktayız.
En olumsuz koşullarda bile, NSK rulmanları son derece güvenilir, verimli ve çevre dostu bir performans sunmaktadır. Ürünlerimiz üzerinde gerçekleştirdiğimiz testler, rulmanların aslında “gerçek hayatta” hiçbir zaman dayanmak zorunda olmadıkları strese maruz bırakılarak yapılır. Ayrıca, kapsamlı bir Varlık Geliştirme Programı olan AIP sayesinde, kullanıcıya katma değer yaratan çok çeşitli başka hizmetler de sunmaktayız.
En çok talep gören ürününüz hangisi ?
Satılan adet ve satış değerlerine bakıldığında en fazla talep gören ürünlerimiz sabit bilyalı rulmanlarımızdır. Çünkü, özellikleri sebebi ile çok çeşitli yükleri ve hızları destekleyebilirlerken, aynı zamanda keçe, kapak ve önceden yağlanmış olma özellikleri ile de tedarik edilebilmektedirler. Dolayısıyla bu durum bu tip rulmanları, birçok uygulama için uygun maliyetli bir çözüm haline getirmektedir. Dünyanın en büyük rulman üreticisi olarak NSK, diğer rulman üreticilerinin ürün yelpazelerinden farklı olarak, çok daha fazla özel olarak tasarlanmış ısmarlama rulmanlar, gelişmiş sızdırmazlık ve yağlama teknolojisi sunmaktadır. Kısacası, global anlamda sahip olduğumuz deneyim ile yerel müşterilerimizin en iyi çözümü elde etmelerini sağlıyoruz.

Ayrıca, NSK olarak tüm ürün yelpazemiz içinde, en çok talep edilen ürünlerin, performans, fiyat ve güvenilirlik açısından müşterilerimizin beklentilerini en iyi karşılayan ürünler olduğunun da bilincindeyiz. Çoğu zaman, belirli bir uygulama için birçok ürün seçeneği vardır, bu yüzden üretici olarak veya markamızın yetkili satıcı ağı ile en iyi tavsiye ve çözümü rekabetçi bir fiyatla verdiğimizden emin olmaya çalışıyoruz.
Bulunduğunuz sektörde;   Türkiye dünyanın neresinde?  

NSK, Japonya`da 1’inci, dünyada ise ilk 3’üncü sırada yeralan bir rulman üreticisidir. Türk rulman pazarında ise, pazar payını hızla büyüten bir marka olarak tanınmaktadır. Gelişmiş ekonomisi ve sanayileşmeye devam eden bir ülke olması dolayısıyla Türkiye’de rulmanlara olan talep hergeçen gün daha da artmaktadır. Türk şirketlerinin rekabetçi fiyat, kalite ve ürün özelliklerini iyi harmanlayarak birçok ülkeye ihracat yapıyor olması önemlidir. Sağlam ülke ekonomisi ile birlikte, Türk imalat sanayi de genişlemekte ve birçok yeni girişimcinin ortaya çıkmasına olanak vermektedir. Bu tabloya, NSK tarafından baktığımızda, ortaya çıkan durumun rulman piyasasını güçlü ve kalıcı bir şekilde genişlettiğini gözlemleyebiliyoruz. Artık herkes, yenilikçi ürünler, hizmetler ve artan rekabet ortamında, kendilerine destek olabilecek tedarikçileri tercih ediyor. Türkiye’nin özellikle sözde gelişmiş ülkelerdeki yavaş büyüme dikkate alındığında, küresel anlamda giderek daha önemli bir pazar haline geldiğini söyleyebiliriz.
Firma olarak yurtiçi ve yurtdışında çalıştığınız bölgeler hangileri?
NSK olarak, 60’a yakın ülkeyi dört ana bölgeye göre ayırarak varlığımızı kategorize ediyoruz. Kurumsal yapımız bu dört bölgede yapı olarak aynı. Herbir bölge Endüstriyel, Otomotiv ve Direksiyon Sistemleri olmak üzere üç temel endüstri üzerinde çalışıyor. Türkiye’deki organizasyonumuz Endüstriyel işbirimine bağlı olarak çalışıyor. Tüm  dünyada 111’den fazla satış ofisi ve 59 üretim tesisi ile küresel bir şirket olmanın gururunu yaşıyoruz. NSK Türkiye olarak, mevcut ve potansiyel müşterilerimiz ile bir çözüm ortaklığı kurup “toplam kalitede 1 numara” olabilme felsefemizi yansıtabilmek adına yetkili distribütör ve yetkili bayi ağımız ile birlikte tüm Türkiye’yi ve tüm sektörleri içine alacak şekilde, kullanıcıların NSK ürünlerine kolayca ve güvenilir bir şekilde ulaşmalarını garanti ediyoruz. Genel olarak NSK, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ağırlık vererek en iyi ve en gelişmiş ürünlerini kullanıcılarına sunuyor ve böylece kendi pazarlarında rekabetçi olabilmelerine destek oluyor. Ve elbette, belirtmeden edemeyeceğim sürdürülebilirlik, çalışmalarımızdaki önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Son olarak söylemek istediklerinizi alalım?
Her ne kadar, 2012 yılının belirsizlik hali bu yılın başlarında etkili olmuşta olsa, yine de 2013 yılının çok ilginç bir yıl olacağını düşünüyoruz. Bir taraftan, büyüme hedeflerimizi gerçekleştirmek için çalışmaya devam ederken, diğer yandan yetkili satıcı ağımızı daha da genişletmek ve farklı endüstrilerdeki firmalara ürünlerimizi tanıtmak üzerine de yoğunlaşacağız. Amacımız, küresel pazardaki yerimiz ile örtüşecek şekilde Türkiye`deki marka bilinirliğimizi artırmak ve pazar payımızı daha da büyütmek olacak. Bu nedenle, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve karşılamak için daha fazla çalışacağız. Kısacası bizim için zorlu, ama bir o kadar da ilginç bir yıl olacak, ve biz bunun için hazırız.
                                      

http://www.haberortak.com/Haber/Soylesi/21022013/Japon-kokenli-global-bir-sirket.php

20 Şubat 2013 Çarşamba

Rulmanın her zaman bir pazarı var

Silkar Endaş Pazarlama Müdürü Erçin Değirmen ile rulman sektörü ve sorunları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Değirmen görüşmemizde, “Bizim herkes müşterimiz. Rulmansız hiçbir fabrika çalışmayacağı ve otomotiv hareket edemeyeceği gibi herkesin evinde 15-20 rulman dönüyor. Rulmanın her zaman bir pazarı var” dedi. Tüketici, ürününün arkasında duran, sektörde yer edinmiş firmaları tercih ederse merdivenaltı üretim sorununun kendiliğinden çözüleceğini söyleyen Erçin Değirmen sorularımızı yanıtladı.
Rulman sektöründe elli yılı geride bırakan Silkar Endaş’ı bir de sizden dinleyelim?
Silkar’la başlayıp Endaş’la devam eden bir süreçte; rulman sektöründe lider konumda olan firmalardan birisi oluğumuzu söyleyebiliriz. Türkiye geneline yayılmış yetmiş bayi ile satışımızı organize ediyoruz. Yalnızca FAG değil; İNA ve HBR rulmanlarının Türkiye distribütörlüğün yanı sıra; endüstriyel ekipmanları da Türkiye’ye getiriyoruz. Keçe, kayış, zincir gibi…Sektörde öncü konumumuzu  sürdürüyoruz.

Dünyanın gelişmiş ülkeleriyle karşılaştırdığınızda, Türkiye rulman sektöründe dünyanın neresinde?
Türkiye rulman sektöründe sürekli gelişen bir ülke konumunda. Biz ağırlıklı olarak Alman ürünlerini ülkeye getirdiğimiz için onlarla fikir alışverişimiz daha yoğun. Almanlar da Türkiye’deki gelişmeden umutlu. Türkiye’deki pazar artışını dikkatle izliyorlar.  Dünyayla karşılaştırdığımızda iyi bir yolda olduğumuzu söyleyebiliriz. 

Araştırma gerçekleştirdiğimizde gördük ki; birçok firma piyasadaki ‘merdiven altı’ üretilen ve marka basılan ürünlerden rahatsız. Bu konuda bir çalışma var mı?
Bu tür firmalarla standart rekabet edemiyoruz. Normal bir rekabet ortamı olsa hiç sorun değil.  FAG markasının sahibi Schaeffler  Grubu bir süre önce bu tarz üretim yapan işletmelere baskınlar düzenletti. Ancak çok verimli olmadı. Sonuç almak zor oluyor ve zaman alıyor. Açıkça söylemek gerekirse biz bu konuda sonuç  alındığını düşünmüyoruz. Zaman kaybı yaşıyoruz. Onun için kendi işlerimize yoğunlaşmanın daha yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu sorunun çözümünün tüketicinin bilinçlenmesinden geçtiğini biliyoruz. Tüketici, ürününün arkasında duran, sektörde yer edinmiş firmaları tercih ederse sorun kendiliğinden çözülür diye düşünüyorum. Biz tüketiciyi sürekli bilinçlendirmek için seminerler düzenliyoruz. Tüketicilerimizin güvenilir kaynaklardan ürünler almaları için çalışıyoruz. 

Geçtiğimiz yılı değerlendirdiğinizde; bu yıl rulman sektöründe nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Geçtiğimiz yıl bizim sektörde tam anlamıyla karmaşa içinde geçti diyebiliriz. Ancak rulman hemen hemen tüm sektörlerde kullanılan bir ürün olduğu için, bir sektör gerilese bile diğer sektör atak yapabiliyor. Bizim herkes müşterimiz. Herkesin evinde 15-20 rulman dönüyor. Rulmanın her zaman bir pazarı var. Yukarıda bahsettiğimiz sorunlar çözülürse sektörel anlamda düzgün çalışan firmaların sıkıntı yaşayacağını zannetmiyorum. 

Avrupa’nın krizi Türkiye’yi ve rulman sektörünü etkiledi mi?
Türkiye’de rulman üretimi çok sınırlı bu konuda dışa bağımlı durumdayız. Aslında Avrupa’nın krizi bizi hem etkiledi hem etkilemedi diyebilirim. Krize rağmen yeni kurulan firmalar oldu. Bunları bazen biz sırtımızda taşıdık. Bazen onlar bizi sırtında taşıdı ve şu andaki duruma geldik. Ancak Avrupa’nın krizi bizi ödemeler konusunda çok etkiledi. Ürün verdiğimiz bir çok firma  ödeme konusunda gecikmeler yaşadı. Biz bu konuda biraz esnek davrandık ve sorunu bu şekilde aşmaya çalıştık. Türkiye’de gerektiğinden fazla ithalatta söz konusu. Arz fazlası olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bunlara karşın bir şekilde piyasa dönüyor ve kapatan çok firma görmüyoruz. 

Silkar Endaş olarak Türkiye’de nasıl bir pazarlama ağı oluşturdunuz?
Yukarıda da söylediğim gibi Türkiye genelinde yetmişin üzerinde bayimiz bulunuyor. Genel rulman satışımızı bayiler üzerinden gerçekleştiriyoruz. Distribütörlerimizi sürekli destekliyoruz. Ayrıca büyük holdinglerle ihale usulü direkt olarak da çalışıyoruz. Bayilerimizin karşılayamayacağı sayıda rulman taleplerinde fiyat teklifi veriyoruz ve bu şekilde satışımızı gerçekleştiriyoruz. 

Bizim sorularımız bitti. Sizin son olarak söylemek istedikleriniz neler?
Silkar Endaş yalnızca ticaret yapan bir kurum değil aynı zamanda bilimsel gelişim ve kalkınmaya büyük önem veren bir kurum.  Çıkardığımız cep katalogunu Makine mühendisliği okuyan öğrencilerimize  ücretsiz dağıtıyoruz. 12. Baskısı yapılan katalog; 200 bin civarında dağıtıldı. Bu katalogda rulman hakkında teknik tüm bilgileri de bulabilirsiniz. Ayrıca rulman konusunda seminerler veriyoruz. Eğitime ve bilime çok önem veriyoruz. Sektöre de Silkar Endaş olarak yenilikler getirdik ve getirmeye devam ediyoruz. 

Elçin Değirmen Makine Yüksek Mühendisi ve 1985 Yılında  Silkar Endaş’da pazarlama mühendisi olarak göreve başladı. Bu dönem ‘Türkiye’de pazarlama mühendisine gerek var mı, yok mu ?’ tartışmalarının olduğu bir dönemdi. Alman FAG Firmasının da isteğiyle pazarlama mühendisi olarak göreve başladı. Bu  süreçte pazarlama mühendisine tüm firmaların ihtiyacı olduğu kanıtlandı ve diğer firmalar Silkar Endaş’ı takip etti. Şu anda Silkar Endaş Pazarlama Müdürü olarak görev yapıyor. 


http://www.haberortak.com/Haber/Soylesi/20022013/Rulmanin-her-zaman-bir-pazari-var.php

Miktarı az değeri yüksek rulmanlar

Das Lager Satış ve Pazarlama Müdürü Metin Kartal ile Das Lager ve Türkiye’de genel anlamıyla rulman sektörü üzerine bir görüşme gerçekleştirdik. Kartal; “2012 yılını Das Lager için başlangıç yılı olarak gördük ve Avrupa’dan başlayarak, Dünya’ya yayılmayı hedefledik” dedi.
 Das Lager’in üretime geçirecekleri yeni fabrikada şu an için başta otomotiv sektörü olmak üzere, rüzgar enerjisi, çelik endüstrisi ve demiryolu rulman üretimi yapacaklarını söyleyen Metin Kartal, "Tamamen özel tezgahlarda miktarı az, değeri yüksek ve sadece o uygulamaya esas olan rulmanlar üreteceğiz" dedi.
Das Lager Germany hakkında biraz daha geniş bilgi alabilir miyiz? Türkiye`deki yatırım ne gibi katkılar sağlayacak? 

Das Lager markası, Harun Adıgüzel’in sektördeki 30 yıllık bilgi birikimini kendi know how `larını kullanarak oluşturduğu bir markadır.  Almanya’nın Düesseldorf şehrinde kurulmuştur. Burada üretimin yanı sıra tornalanmış, ısıl işlemleri yapılmış bilezikleri alıp taşlamasını süper finishini ve montajını yapıyoruz. Dolayısıyla part media`yı oluşturan bir yapıyı Almanya’da yapıyoruz. Bunlarda 3. ve 4. jenerasyon  elektronik frenli, kendi içinde endüksiyon frenli son model otomotivlerde kullanılan rulmanları üretiyoruz. Bunları hem rulman olarak hem de kit olarak üretiyoruz. Araç servise gidince, rulman, keçe, kayış, somun, civata vs. ile tam olarak bir kutuda hazırlanmış Das Lager kitini usta alıp hemen araca monte edebilecek. Bütün bu aksesuarlar firmamızın garantisi ve güvenliği ile nihai kullanıcıya sunulacaktır. Bu hizmet ve vermiş olduğumuz garanti de müşterilerimizin memnuniyetini kazanmaktadır. Amacımız memnuniyeti sürekli kılmaktır.
Das Lager’in standart markaların dışında, uygulamaya dönük rulmanlar üretmesini istedik. Çünkü bizim bundan sonraki yatırımlarımız standart bir rulman yatırımı olmayacak. Das Lager’de standart rulmanlar üretmeyeceğiz. Tamamen özel tezgahlarda miktarı az, değeri yüksek ve sadece o uygulamaya esas olan rulmanlar üreteceğiz. Dolayısıyla şu anki rulman üreticilerinin dışında tamamen farklı bir iş yapıyoruz. Dünya’da bu şekilde üretim yapan üç ya da dört firma var. Amerika, İtalya dışında belki de üçüncü veya dördüncüsü biz olacağız. Bizim yaptığımız rulmanlar tamamen özel isteğe ve özel uygulamalara ait rulman üretmek.
Das Lager’in üretmiş olduğu ürünler Türkiye’de çok yüksek fiyatlarla ithal ediliyor. İthal edildiği için de hem döviz gidiyor hem de cari açığı artırıyor. Ama biz bunu Türkiye’de ürettiğimiz takdirde büyük bir cari açığı kapatmış olacağız. Özellikle rüzgar enerjisi rulmanları bizim ilgi alanımız olacak. Üreteceğimiz rulmanların bir kısmı bu alana dönük olacak. Bir kısmı elektrik akımını geçirmeyen standart rulmanlar dışında demiryolu rulmanları olacak. Çelik endüstrisi için üreteceğimiz dört sıralı zenzemir rulmanı denilen ve dünyada yeni üretilmeye başlanan bir rulman üretimi yapacağız. Standart rulman üretimleri dışında tamamen özel üretimler yapacağız. Kendi dizaynını tasarlayıp üretim yapan, miktarı az olup pahada fazla olan ve tamamen özel üretim rulmanlar üreteceğiz. Seri üretimimiz olmayacak.

Tesisin ne zaman açılması ve üretime başlaması planlanıyor?
2013 yılı Mayıs ayı itibariyle test üretimine başlanması planlanıyor.
İlk etapta ne kadarlık bir üretim planlıyorsunuz? Hedeflediğiniz satış rakamları nelerdir?  
Das Lager üretimin ilk aşamasında sadece otomotiv rulmanları üretmeyi hedeflemiştir. Dolayısıyla 2012 yılını Das Lager için başlangıç yılı olarak gördük ve Avrupa’dan başlayarak, Dünya’ya yayılmayı hedefledik. 2013 yılında ise 6 milyon € ciro hedefliyoruz. Şu an için 5 yıllık bir planımız var. Ciromuzda her yıl artarak devam edecek.

Firmaların isteğine ve ihtiyaçlarına uygun rulman üretimi yapacağınızdan bahsetmişsiniz. Bunun için gerçekleştireceğiniz teknoloji yatırımından bahseder misiniz?
Biz özel üretim rulmanlar yapacağız. Dolayısıyla standart üretim yapmayacağız. Çok çeşitli ve standart üretim konusundan kaçıyoruz. Fakat özel üretim konusunda uygulamalar arttıkça çeşitlilik artacak. Ama şu an için başta otomotiv sektörü olmak üzere, rüzgar enerjisi, çelik endüstrisi ve demiryolu rulman üretimi yapacağız. Das Lager’in standart markaların dışında, uygulamaya dönük rulmanlar üretmesini planladık.
Fabrikada yapılacak olan yenileme ve planlı bakım uygulamalarından bahseder misiniz? Türkiye`de ilk olan bu uygulamanın sektöre faydaları nelerdir?Türkiye’de gerçekleştirmeyi planladığımız ve şu anda kimsenin yapmadığı çözüm ortaklığı fabrikasını da müşterilerimizin emrine sunacağız. Rulmanları periyodik bakımlarını düzenli olarak yapacağız ve  rulmanların demontajı, bakımı, yenileştirilmesi ve tekrar montajı konularında ilk sertifikalı hizmeti sunan işletme olacağız. Avrupa’da, yenileme ve bakım özel olarak  belge gerektirmektedir ve bu belgeye sahip olmayanlar bu bakımı ve yenilemeyi yapamazlar. Ülkemize de bunu yerleştirmek ve özellikle, demiryolu, enerji sektöründe bu sistemi hizmete açacağız. Böylece ülkeye çok büyük bir tasarruf sağlayacağız. Yani özel ürünler üretmenin yanında, bakım ve yenileme hizmeti de çok büyük yer tutacaktır.
Das Lager, ürünlerinin ve hizmetlerinin hepsi Türkiye`de verilebilecek mi? Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu ülkelerine ihracat yapacağınızı aktarmışsınız. Bu bölgelere yönelik ihracat, örneğin Uzak Doğu için sadece Türkiye`den mi gerçekleşecek?
Öncelikli olarak otomotiv sektörü başta olmak üzere, rüzgar enerjisi, çelik endüstrisi ve demiryolu rulman üretimi yapacağız. Türkiye’deki üretimimiz ilk etapta % 50’si yurt içi piyasaya, % 50’side Amerika, Avrupa orta doğu ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç edilecek. Türkiye bu anlamda Almanya dan sonra lojistik üs olacaktır.

http://www.haberortak.com/Haber/Soylesi/20022013/Miktari-az-degeri-yuksek-rulmanlar.php

31 Ocak 2013 Perşembe

Yeni nesil ınversys plus kompresör serisi


Basınçlı hava sanayide sıklıkla tercih edilen bir enerji türüdür. Bu kadar çok avantajı olan basınçlı havanın elde edilmesi ise kompresörler tarafından sağlanmaktadır.

Sanayide enerjinin büyük bir miktarı basınçlı hava sistemleri tarafından tüketilmektedir. Basınçlı havanın elde edilmesi büyük miktarda enerji tüketimine sebep olduğundan, sistemin verimi son derece büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, kompresör sektöründe en az enerji tüketen sistem en değerli sistem olmaktadır. Türkiye`nin ve bölgesinin bir numaralı kompresör üreticisi DALGAKIRAN, bu doğrultuda geliştirdiği yeni invertörlü kompresör serisinde enerji tüketimini minimumda tutarak maksimum seviyede sistem verimi sağlamayı hedeflemiştir.

SERİYE GENEL BAKIŞ

Ürünler, 5,5kW - 315 kW aralığında standart olarak üretilmektedir. Farklı güç talepleri de özel ürün olarak üretilebilmektedir. Bu makinalar opsiyonel olarak su soğutmalı, ısı geri kazanımlı, ve 15 kw’a kadar depo üstü veya depo üstü kurutuculu ve filtreli olarak üretilmektedir.

ÖZEL KASA

Bu seri için geliştirilen yeni kasalarda, ses seviyesi düşürülmüş, daha etkin soğutma elde edilmiş, servis kolaylığı sağlanmış ve oldukça estetik tasarımlar oluşturulmuştur.
Kasaların soğutma, titreşim ve ses yalıtım seviyeleri ile ilgili çalışmalar ileri analizler kullanılarak optimize edilmiştir.

ÖZEL MOTOR

Sistemin dişli kutusu olmadan direkt olarak çalışacak olması motorun voltaj ve frekans değerlerinin özel olarak dizayn edilmesini gerektirmektedir. Bundan ötürü motorda elektriksel özellik olarak özel voltaj ve frekansa uygun tasarım, invertör uygulamasına özel sarım, izole rulman, topraklama fırçası ve her sargıda ve rulmanlarda sıcaklık sensörü bulunmaktadır.
Motorun yüksek hızlarda çalışacak olması, motor komponentlerinin yüksek hızlara adaptasyonunu gerektirmektedir. Buna bağlı olarak özel fan, özel rulman, özel gres, özel balanslı şaft ve rotor, özel flanş, ön rulman soğutma sistemi ve özel keçe sisteme uygun olarak geliştirilmiştir.
Bu seriye özel olarak geliştirilen motorlar, tüm basınç seviyelerindeki torku karşıladığı gibi vidanın kapasitesinin inebileceği en düşük hızda dahi çalışabilmektedir.
Bu tarz bir motor tasarımı ile kompresörde motor ve yük kompakt bir ünite halinde, uygulamanın tüm hız seviyelerinde sabit tork ihtiyacını karşılayacak şekilde kayıpsız olarak akuple edilerek maksimum verimde çalışmaktadır.

FREKANS KONVERTÖRÜ (INVERTER)
Seride kullanılan invertör motorun istenilen devir aralıklarında çalışması için gerekli frekans değerlerini sağlamaktadır. Ayrıca kontrol sistemi ile haberleşerek, sistemin hava tüketim trendine göre kompresör devrini (dolayısı ile basınçlı hava üretimini) ayarlayarak, sürekli sabit basınçta gereken hava debisinin üretilmesini sağlayarak hava tüketim karakterine en yakın değişken debiyi sağlamaktadır. Yeni serideki invertör uygulamasının en önemli farkı çok geniş regülasyon aralığı sunması ve çevresel koşullara çok daha iyi adapte olan akıllı kontrol sistemi entegrasyonudur.
KONTROL SİSTEMİ
Kompresörlerde kullanılan kontröl ünitesi de geliştirilen sistemin gereksinimleri ve kapasite özelliklerine göre programlanarak ve mevcut kompresörlerde kullanılan kontrol ünitelerinde olmayan bir çok ek özellik ilave edilerek daha pratik bir kullanım sağlanmıştır. Geliştirilen bu programlamayla; rulman problemi alarmı ilave edilmiş, makinede aşırı sıcaklık veya akım oluşması durumunda hız düşürme özelliği sayesinde makinenin kurulduğu her bölgedeki şebeke ve ortam değerlerine uyum sağlayabilmektedir. Geliştirilmiş PID performans ve aktivasyon koşulları sayesinde ise mekanik zorlamalara karşı sistemi koruyup daha stabil basınç seviyesi sağlamıştır. Ayrıca sürücü bilgisi gerektirmeden direkt kontrol paneli üzerinden tüm sistemi programlayabilme, analog çıkış sayesinde fan sürücüsünü yönetme ve çoklu kompresör kontrolü gibi birçok özellik kompresöre ilave edilmiştir.


FAN VE SOĞUTMA SİSTEMİ
INVERSYS + serisinde 18,5kW ve daha büyük güçteki tüm modellerde soğutma fanları da invertörlüdür. Fanın invertörlü oluşu; vidanın (yükün) en verimli olduğu sabit sıcaklıkta çalışabilmesini sağladığından, ana motorda ve verimli soğutma sayesinde fanda büyük enerji tasarrufu sağlanmaktadır. Bunun yanında oluşan stabil çalışma sıcaklığı sayesinde komponentler uzun ömürlü olmaktadır. Fanın düşük devirde dönmesi sayesinde daha az fan gürültüsü, ani kalkışlar olmadığından daha düşük enerji kirliliği ve çok daha yüksek mekanik ömür söz konusu olmaktadır.
YENİ NESİL INVERSYS PLUS KOMPRESÖR SERİSİ ve ENERJİ TASARRUFU
Güç Aktarım Sistemi:

Yağ Enjekteli Vidalı tip basınçlı hava üreten makineler temelde üç tip tahrik sistemine sahiptir. Bunlardan ilki motordan gelen tahriğin vida rotoruna kayış ve kasnak yardımıyla iletildiği kayış-kasnaklı sistemler, ikincisi motordan gelen tahriğin önce dişli mekanizmasına ve ondan sonra da vida rotoruna iletildiği dişli mekanizmalı direkt akuple sistemlerdir.  Üçüncüsü ise hareketin vida rotoruna direkt olarak kaplin tarafından iletildiği direkt akuple sistemlerdir. İlk iki sistemde kayıplar çok fazladır. Üçüncü aktarma yöntemi olan vida rotorunun herhangi bir dişli ve kasnak sistemi olmadan motor tarafından direk tahrik edilmesi durumunda ise kayıp hemen hemen sıfırdır. Yeni nesil Inversys Plus modellerinde, sahip olduğu yüksek hız performansı ile direk rotor bağlantısına imkan veren özel motor sayesinde bu yöntem kullanılabilmiştir.

Basınç Kontrol Sistemi:

Bilindiği gibi invertörlü kompresörler, geleneksel ON/OFF, YÜK/BOŞ+ON/OFF veya Oransal Kontrol+YÜK/BOŞ+ON/OFF basınç kontrol sistemlerine göre oldukça önemli verimlilik ve sabit basınç avantajı sunmaktadır. Yeni nesil Inversys Plus serisi ise standart invertörlü kompresörlerin ötesinde çok geniş hız regülasyon aralığı ile çok değişken basınçlı hava taleplerine bile kayıpsız bir şekilde uyum sağlayabilmektedir. Bu sayede düşük hava tüketimi durumunda ortaya çıkan ve tamamen enerji kaybı anlamına gelen boşta çalışma periyotları minimize edilmektedir.

Tasarım, Analiz ve Test
INVERSYS PLUS serisinin kabin tasarımı, DALGAKIRAN`ın mühendislik tecrübesinin ve ileri 3D modelleme teknikleri kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Tasarım esnasında daha estetik bir görünüm, satış sonrası için servis kolaylığı ve kullanıcıyı rahatsız etmeyecek şekilde gürültü seviyesinin düşürülmesi ön planda tutulmuştur. Ayrıca büyük kasa gruplarında kullanım kolaylığı için dolap ve servis kapakları menteşeli ve kilitli olarak tasarlanmıştır.
DALGAKIRAN AR-GE bünyesinde tasarlanan seri, 3D model tasarımlarının tamamlanmasından sonra, statik ve akış analizleri yapılmak üzere analiz laboratuarlarına aktarılmaktadır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre tasarım optimum hale getirilerek, prototip aşamasına geçilir.

Prototipi tamamlanan tasarım testleri yapılmak üzere özel test odalarına aktarılır. Burada çalışma koşulları simule edilerek genel performans, PID, akustik, termal, basınç ve kapasite testleri en zor koşullarda detaylı olarak yapılır.

http://www.haberortak.com/Haber/Teknik-Makale/29012013/Maksimum-seviyede-sistem-verimi.php

16 Ocak 2013 Çarşamba

SKF 2 bin 500 çalışanını işten atıyor



Dünyanın en büyük rulman üreticisi İsveç SKF tekeli 2 bin 500 çalışanının işine son vereceğini açıkladı. Şirket yönetiminin hazırladığı tasarruf programı uyarınca 2015 yılına kadar her yıl 3 milyar tasarruf edilecek. Bunun gerçekleşmesi için de üretim Batı Avrupa ülkelerinden işgücünün daha ucuz olduğu Asya, Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkelerine kaydırılacak.
Şirket yönetimi ürettikleri ürünlere olan talebin geçtiğimiz yılın son çeğreğinde azaldığı, bu yıl da siparişlerin aynı seviyede olacağı tahmininde bulunuyor. Bu nedenle de tasarruf önlemleri almak zorunda kaldığını iddia ediyor. 
İşten atılmalardan en fazla İsveç, Ukrayna ve ABD’deki fabrikalarda çalışan işçiler etkilenecek. SKF İletişim Şefi Ingalill Östman, bu ülkelerde çalışan 62  yaş ve üzerindeki işçilere gönüllü olarak işten ayrılmalarını önereceklerini, bunun sağlanamaması durumunda başka yöntemlere başvurmak zorunda kalacaklarını söylüyor. 
SKF tasarruf önlemlerini açıklamadan 4 gün önce 98 milyon Avro ödeyerek Alman şirketi Blohm+Voss Industries’i (BVI) satın aldığını duyurmuştu. Gemilere yedek parçalar üreten BVI’nin 400 çalışanı bulunuyor. 
Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında da SKF Genel Müdürü Tom Johnstone Asya ülkelerinde her yıl bin işçiyi fabrikalarda çalıştırılmak üzere işe alacaklarını açıklamıştı. SKF’in çoğunluğu Çin ve Hindistan’da olmak üzere Asya ülkelerinde 10 bin civarında çalışanı bulunuyor. Ürettiği ürünlerin yüzde 26’sını bu ülkelerde satıyor. 
1907 yılında İsveç’in Göteborg ilinde kurulan SKF’in 19 ülkede 100 civarında fabrikası, 130 ülkede 10 bini aşkın dağıtım ve 200’ün üzerinde satış şirketi bulunmakta. Bir İsveç tekeli olmasına rağmen üretiminin yüzde 90’ını ve satışlarının yüzde 95’ini İsveç’in dışında gerçekleştiren SKF Dünya rulman pazarının yüzde 20’sini denetiminde bulunduruyor. SKF’in en büyük rakibinin Dünya pazarlarındaki payı ise yüzde 10 civarında. SKF’in fabrika ve şirketlerinde toplam 44 bin kişi çalışıyor.
Alıntı:Evrensel

15 Ocak 2013 Salı

ESKİŞEHİR'E 16 MİLYON EUROLUK RULMAN FABRİKASI KURULACAK


Almanya'nın Düsseldorf kentinde özel tasarım otomotiv rulmanları üreten Türk firması Das Lager Germany, Eskişehir'e 16 milyon euroluk yatırımla rulman fabrikası kuruyor.

Almanya'nın Düsseldorf kentinde özel tasarım otomotiv rulmanları üreten Türk firması Das Lager Germany, Eskişehir'e 16 milyon euroluk yatırımla rulman fabrikası kuruyor. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 18 bin 500 metrekarelik alana kurulacak olan fabrikada 218 kişiye istihdam olanağı sağlanacak. 

Das Lager Germany CEO'su Harun Adıgüzel, Eskişehir'e kuracakları fabrika ile ilgili olarak yazılı açıklama yaptı. Açıklamada Das Lager Germany'in 30 yıllık bilgi birikimi ve deneyiminin Türkiye'ye taşınacağı kaydedilerek; özel otomotiv rulmanları başta olmak üzere, tamamen özel tasarım ve özel dizayn üretim yapan firmanın Eskişehir'de kuracağı fabrika ile Türkiye'de bir ilke imza atacağı belirtildi. 

Harun Adıgüzel Eskişehir'de kuracakları fabrikada, Türkiye'de üretilmeyen ve tamamen özel olan otomotiv rulmanları, demiryolu rulmanları, rüzgar enerjisi ve çelik endüstrisi rulmanları üretimi yapacaklarını söyledi. Adıgüzel, "Tamamen özel tezgahlarda miktarı az, değeri yüksek ve sadece o uygulamaya esas olan rulmanlar üreteceğiz. Buna 'rulman modacısı' ya da 'rulman terzisi' adını veriyoruz. Yani firmanın isteğine ve ihtiyacına uygun olan rulmanı dizayn edip istenilen rulmanları üreteceğiz. Türkiye'de bu hizmeti veren bir firma yok. Dünyada da bu hizmeti veren sadece birkaç firma var" diye konuştu.  
Türkiye'de rulmanın çok yüksek fiyatlarla ithal edildiğini ve buna bağlı olarak cari açığın arttığını ifade eden Das Lager Germany CEO'su Harun Adıgüzel, "Bu ürünler Türkiye'de üretildiği takdirde büyük bir cari açık kapanmış olacak. Yerli ürünü kullanıcılar ve özellikle devlet kurumları alımlarında tercih ederlerse, ülkemize rulman yatırımı artar, cari açık ve dışa bağımlılık azalır ve kendi teknolojik gelişmemizi ve stratejik sanayimizi kurma açısından çok önemli bir adım atmış oluruz" dedi. 

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulacak olan fabrikanın 18 bin 500 metrekare açık, 9 bin 250 metrekare de kapalı alana sahip olacak. Fabrikaya mühendis, taşlama ve süper finiş uzmanları olmak üzere ilk etapta 218 kişilik bir istihdam sağlanacak. Fabrikada standart ürün üretilmeyecek; bilyeli, siferik, silindirik ve konik makaralı özel ürünler üretilecek. İlk etapta üretimin yüzde 50'sini yurt içi piyasaya, yüzde 50'si de Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç edilecek. - Eskişehir

11 Ocak 2013 Cuma

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı


Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, ''Yerinde gümrükleme uygulamasını öncelikli olarak ihracat işlemleri ile başlatıyoruz"


İthalatta yerinde gümrükleme uygulamasını da yine bu yıl içinde başlatmayı planlıyoruz'' dedi. 
Yazıcı, ihracata katkı sağlayacak olan ''Yetkilendirilmiş Yükümlü Uygulaması'' ve ticareti kolaylaştıracak yeni projelerin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, uygulamanın getirdiği en büyük yeniliklerden birinin yerinde gümrükleme olduğunu belirterek, ''Yerinde gümrükleme ile öncelik ihracatta olmak üzere, belirlenen kriterlere uygun her tesisi bir gümrük haline getiriyoruz'' diye konuştu. 
Avrupa Birliği ülkelerinde bu uygulamanın yaygın olarak kullanıldığını ifade eden Yazıcı, şunları kaydetti: 
''Yerinde gümrükleme uygulamasını öncelikli olarak ihracat işlemleri ile başlatıyoruz. İthalatta yerinde gümrükleme uygulamasını da yine bu yıl içinde başlatmayı planlıyoruz. Yerinde gümrükleme güvenilir olduğu onaylanmış firmaların mallarına ilişkin gümrük işlemlerinin, gümrük idaresi yerine firmanın kendi tesislerinde yapılmasıdır. Tabii ki bizim görevlilerimiz yapılan işlemleri zaman zaman kontrol edecekler. Gümrükleme alanıyla ilgili sürekli görüntü kaydının olması gibi güvenlik kriterlerini içeren şartlar getiriyoruz. Ama esas olarak 'Yerinde Gümrükleme' ile ihracatçımız artık gümrük işlemlerini yapmak için gümrüğe gitmeyecek. Kendi işyerini, fabrikasını, deposunu aynı zamanda dış ticarete konu ürünlerinin gümrük işlemlerinin yapıldığı mekan olarak kullanacak. Ürünlerinin gümrüklemesini kendi tesislerinde yaparak doğrudan müşterilerine gönderecek.'' 
Yazıcı, bir yandan rüşveti, yolsuzluğu, kaçakçılığı önlerken, diğer yandan ticaret erbabının iş ve işlemlerini hızlandırmak için çalıştıklarını anlatarak, ''Bazı gümrük idarelerimiz çok yoğun. Şu anda üzülerek ifade ediyorum ki; Halkalı Gümrük Müdürlüğümüzde bir tırın kuyrukta ortalama bekleme süresi 6 ila 12 saat arasında değişmektedir. Bu sürenin hem maliyetleri yükselttiğini, hem de siparişlerin zamanında teslim edilmesini zorlaştırdığını biliyoruz. İşte 'Yerinde Gümrükleme' bu yığılmaları, beklemeleri önlemek için atılan önemli bir adımdır'' diye konuştu. 

-''Tırların, gümrüklerde boş yere beklemesi sona eriyor''- 

Yazıcı, yerinde gümrükleme ile artık ihracatçının tırlarının, gümrüğe gitmedikleri için katettikleri yolun kısaldığını, tırların gümrüklerde boş yere beklemesinin sona erdiğini belirterek, şunları kaydetti: 
''Teslimat daha hızlı yapılabildiği için işlemler hızlanıyor, daha çok sipariş alınabiliyor. Tüm bunlar maliyetleri azaltması doğal olarak ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracaktır. Firmalarımız dünya pazarlarına girerken artık daha avantajlı olacaklardır. Yetkilendirilmiş yükümlü uygulamasının hazırlıkları yapılırken çalışma arkadaşlarımdan bu konuyla ilgili bir araştırma yapmalarını istedim. Onlar da bu konuda kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdiler. Yetkilendirilmiş yükümlü uygulaması, gümrükleme işlemleri için firmalarca yapılan ortalama 954 lira masrafın yüzde 90'ını ortadan kaldırmaktadır. Böylece ticaret erbabı sevkıyat başına ortalama 861 lira tasarruf sağlamaktadır. Gümrükleme işlemleri dahil, bir sevkıyatın ortalama maliyeti 4 bin 900 liradır. Yetkilendirilmiş Yükümlü sertifikasına sahip bir firma için bir konteyner ürünün gümrükleme ve nakliyesini ortalama yüzde 17,5 ucuzlatıyoruz. Bu tasarrufun ülke ekonomisine senede yaklaşık 900 milyon lira veya döviz bazında 500 milyon dolar getirisi olacaktır.'' 
Yazıcı, firmaların, gümrükleme işlemini kendi tesislerinde yapabildikleri için ihraç mallarını günün her saatinde yola çıkartabileceklerini belirterek, şunları kaydetti: 
''Herhangi bir iç gümrüğe uğramadan, doğrudan sınıra giden bu araçlar alıcılarına en hızlı biçimde ulaşacaktır. Örnek vermek gerekirse; İstanbul'da akşam saat dokuzda sipariş alan bir ihracatçımız, 7/24 çalışan bu sistem sayesinde, ihraç mallarının yüklü olduğu aracı 5-6 saat içinde Türkiye'den çıkarabilecektir. İhracatçılarımızın sipariş karşılama hızları muazzam oranda artacak, beklemeden kaynaklanan giderler azalacak. Sonuçta, rekabet gücü daha yüksek, daha iyiyi daha ucuza ve hızlı şekilde teslim edebilen ihracatçılarımız Türkiye ekonomisini 2023'e taşıyan lokomotifler olacaklardır. Gümrük idaresinin bir nevi yetkilerini devretmesi gibi düşünülebilecek bu imtiyazlar, güvenilir ve belirli bir ihracat hacmine sahip şirketlere verilecektir. Yerinde gümrükleme yapmak isteyen bir firmanın, 'Yetkilendirilmiş Yükümlü' sertifikasına sahip olması ve en az 5 milyon dolarlık ihracat yapar aktifliği bulunması gerekir.'' 

-İzinli Gönderici uygulaması- 

Yetkilendirilmiş yükümlü olan veya olmayan tüm firmaların dolaylı olarak faydalanabileceği ''izinli gönderici'' uygulamasını da bugün başlattıklarını belirten Yazıcı, şunları kaydetti: 
''İzinli Gönderici Statüsü, taşıyıcı firmalarımızın işlemlerini kolaylaştırmak üzere başlattığımız bir uygulamadır. Yerinde Gümrükleme uygulaması ile güvenilir ihracatçıya tanınan kolaylıklar; 'İzinli Gönderici' uygulaması ile güvenilir taşıyıcılara tanınacaktır. Bu statüyü alan taşıyıcılarımız; müşterileri adına taşıdıkları malları kendi tesislerinde toplayacak, burada tırlara yükleyecek ve gümrük işlemlerini hiçbir gümrük görevlisinin nezareti olmadan, tamamen kendileri yapacaklardır. Yetkilendirilmiş yükümlü olsun veya olmasın, herkes ihracat eşyasını izinli göndericiye taşıtabilecek. Bu sayede herkes eşyasını gümrüğe uğramadan taşıtma kolaylığından faydalanabilecektir. Burada en önemli sorumluluk 'İzinli Gönderici' statüsüne sahip taşıyıcı firmalardadır. İhraç edilecek ürünlerin gerekli kontrolleri, izinli gönderici tarafından yapılacak. Normal şartlarda bizim yaptığımız kontrolleri, hiçbir gümrük görevlisinin nezareti olmadan kendileri yapabilecekler. Artık isteyen herkes, bir izinli göndericinin deposuna aldırdığı malın gümrüklemesini burada yaptırabilecek.'' 

-''Güvenilir nakliyeci gümrük idaresinin yerini alacak''- 

Yazıcı, güvenilir nakliyecinin, gümrük idaresinin yerini alacağını anlatarak, şunları söyledi: 
''Taşımacının tesisinden ayrılan tırlar doğruca sınıra veya limana yönelecek, herhangi bir iç gümrüğe gitmeyecek, burada beklemeyecek. Bu sayede tırlar şehir içerisinde dolaşmak zorunda kalmadan doğrudan sınıra yönelecek, şehir içindeki tır trafiği azalacak. Dış ticaret erbabımızın iş ve işlemlerini kolaylaştırmak temel hedefimizdir. Ama yasa dışı işler yapmak isteyenler için de hiçbir açık kapı bırakamayız. İzinli gönderici olmayı talep eden bir firmanın, Yetkilendirilmiş Yükümlü statüsüne sahip ve minimum 500 transit beyanı vermiş olan uluslararası bir taşıyıcı olması gerekiyor. Şirketler, hem 'Yerinde Gümrükleme' hem de 'İzinli Gönderici' statülerine sahip olabilmek için, 'Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü' almak zorundadır. Bir firmaya gümrük idarelerimizin yaptığı işleri devretmek için bu firmaların güvenilir olması gerekiyor.'' 

-Ortak transit uygulaması- 

Bakan Yazıcı, Ortak Transit Sözleşmesine taraf olan ülkeler arasında eşyanın gümrük vergilerinin teminata bağlanarak taşındığı ve bu taşımanın ''Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi'' (NCTS) ile elektronik mesajlar kullanılarak beyan ve takip edildiği bir uygulama olduğunu belirterek, şunları söyledi: 
''Ortak Transit Sözleşmesine taraf olan Avrupa Birliği, EFTA ülkelerinden İzlanda, Norveç, İsviçre ile EFTA ülkesi statüsünü kazanan Hırvatistan ve Türkiye'yi kapsamaktadır. Ortak transitin hızlı, kolay, güvenli ve avantajlı gibi 4 alanda hızlandırıcı etkisi bulunmaktadır. Hızlı Transit, elektronikleşme Ortak Transit uygulamasının ilk ve en önemli pratik sonucu transiti hızlandırmasıdır. Transitin hızlandırılması esas olarak işlemlerin elektronik ortama taşınması ile sağlanmaktadır. Halen bir aracın Avrupa'ya ortalama gidiş-dönüş süresi ortalama 12 gündür. Ortak transit uygulaması ile bu süreyi 9 güne düşürüyoruz. Bununla birlikte sınırlardaki geçişlere yönelik gümrük işlemlerini de mümkün olan en az seviyeye çekiyoruz. Transit işlemleri, gümrük idareleri arasında karşılıklı veri transferi yoluyla hızlı bir şekilde zaman kaybına yol açmadan yapılabilmektedir. 
Gümrüklerimiz bu sayede, Avrupa'daki yaklaşık 3 bin gümrük idaresi ile doğrudan entegre hale gelmiştir. Ortak Transit uygulaması, tüm taşıma modlarında kullanılabilmektedir.'' 
Ortak transitin hızlandırıcı etkilerinden olan kolay transite de değinen Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü: 
''Kolay Transit, ortak transitin ikinci pratik sonucudur. Transit işlemlerinde tüm paydaşlara kolaylıklar sağlamasıdır. Transitin kolaylaştırılmasının iki ana çerçevesi bulunmaktadır. Birincisi Ortak Transit mevzuatından kaynaklanan basitleştirmelerdir. Bunlar; kapsamlı teminat veya teminattan vazgeçme, izinli alıcı, izinli gönderici, özel tip mühür ve demiryolu, havayolu ve boru hattı taşımalarıdır. İkincisi ise Ortak Transit uygulamalarının doğasından kaynaklanan basitleştirmelerdir. 
Bunlar; Araçların Sözleşmeye taraf ülkelerden geçişlerde asgari kontrollere tabi tutulması, uygulanan tek teminat ve bu teminatın düşümlü olarak çalışması ve serbest bırakılmasına ilişkin kolaylıklardır. Güvenli Transit Ortak Transitin üçüncü pratik sonucu ise transitin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Güvenli transitin en temel unsuru, işlemlerin elektronik ortamda azami güvenlik ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilmesidir. Eşya için yapılması gerekli risk analizleri ve kontroller daha etkin bir şekilde yapılabilmektedir. Uygulanan teminat sistem ile kamu alacağının tamamının garanti altına alınmaktadır. Avantajlı transit Ortak Transitin maliyet düşürücü etkisi de önemli bir kazanımdır. Bu uygulamada bilgisayar ortamındaki işlemler, kağıt üzerinde yapılan işlemlerin yerini almaktadır.'' 

-57 milyon avroluk tasarruf- 

Yazıcı, uygulamaların hem ticaret erbabına hem de kamuya ciddi ölçüde maliyet avantajı sağlayacağını belirterek, şunları söyledi: 
''2011'de 1 milyon 129 bin 68 tır karnesi işlem görmüştür. 2012'de işlem gören tır karnesi sayısı ise 1 milyon 128 bin 741'dir. Avrupa'ya tır karnesi yerine elektronik beyan ile yapılacak taşımalardan, yıllık yaklaşık 57 milyon avro tasarruf sağlanmasını hedefliyoruz. Taraf ülke olarak uygulamaya geçirdiğimiz Ortak Transit ile ülkemizde taşımacılığın globalleşmeye paralel, esnek ve proaktif bir yapıya kavuşması ana hedefimizdir. Bu noktada, Ortak Transiti, Bakanlığımızın 'hızlı, kolay ve güvenli ticaret' ilkesini; 'hızlı, kolay ve güvenli transit' ile tamamlayan bir proje olarak ele alıyoruz. Ayrıca Ortak Transit; Avrupa Birliği'ne tam üye olmadan, taşımacılık sektörü açısından AB üyesi bir ülke gibi işlem yapabilecek konuma geldiğimiz tek enstrümandır.'' 

-Bakanlığın ''En''leri ve ''İlk''leri- 

Konuşmaların ardından Bakan Yazıcı, Halkalı Gümrük Müdürlüğüne canlı bağlantı yaparak ortak transit işleminin gerçekleştirilmesini onayladı. 
Daha sonra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından ''Enler ve İlkler Ödülleri'' takdim edildi. 
''En''ler kategorisinde, En yüksek İşlem Hacmi olan Firma Tüpraş Petrol Rafinerileri AŞ, En çok İhracat yapan Firma Ford Otomotiv, En çok taşımacılık yapan firma TOBB UND Şirketi,En çok İthalat Vergisi Ödeyen Firma BOTAŞ Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ'ye plaket takdim edildi. 
''İlk''ler kategorisinde, Ortak Transit Sisteminden İlk Yararlanan Firma Gençtur, İlk Elektronik Beyanname veren Firma Arçelik, İlk onaylanmış İhracatçı Firma, PETKİM Petrokimya, İlk Onaylanmış İhracatçı Firma Oyak Renault, İlk A Sınıfı OKSB sahibi firma Ortadoğu Rulman, İlk B Sınıfı OKSB sahibi Arfesan Arkan Fren Elemanları AŞ, İlk C Sınıfı OKSB sahibi firma Sarıtaş Çelik AŞ'ye plaket verildi. 
Alıntı  http://www.haberdar.com/gumruk-ve-ticaret-bakani-hayati-yazici-2-3763906-haberi